
İlhan Cavcav ve Thomas Doll, mutlu ve umutlu günlerde gülücükler saçarken!...
Özcan YAZICI
Turkcell Süper Lig’e renk katması beklenen önemli isimlerden birisinin Gençlerbirliği Teknik Direktörü Thomas Doll’ün olması bekleniyordu. Ünlü Alman teknik direktör “renk katmak” için ilk düdüğün çalmasını beklemedi.
Bakın dün ajanslara düşen açıklamasında neler söylemiş:
“Hazırlık dönemi iyi geçti, ama eksikliklerimiz var. İstediğimiz kadro oluşturulursa sorumluluğu alırız. Ligden düşen Hacettepe ve son 15 dakikada kurtulmuş Gençlerbirliği’nin futbolcularından oluşan bir ekip verdiler. 3 transfere ihtiyacımız var. Hedef açıklamak için erken.”
Türkiye’ye hoş geldiniz Bay Doll!..
Bu sözleri okuyunca en çok “sorumluluğu alırız” kısmına takıldım. Teknik direktörlük koltuğunda oturmak bir “sorumluluk” değilse, Doll neyi kastediyor olabilir?
Doll’ün bundan kastı, “Gençlerbirliği’ni şampiyonluğa oynatırım” olamayacağına göre, olsa olsa “takımın başına geleceklerden sorumluluk üstlenmiyorum” olabilir...
Yine bu sözlerin “mealine” bakınca, “işte tam bir Alman gerçekçiliği” dedim kendi kendime.
Herhangi bir Türk teknik direktör olsaydı (istisnalar olabilir kuşkusuz ve Ertuğrul Sağlam örneğinde olduğu gibi nadide de olsa var tabii ki), elindeki malzemeye ve koşullara bakmaksızın geleceğe ilişkin temelsiz umutlar dağıtır, “bu yıl ligi sarsacağız”, “çok can yakarız”, “ses getiren ekip olacağız” türü demeçler vermeye yeltenirdi; her ne kadar 3-5 hafta sonra “ne yapalım elimizdeki malzemei buydu” diyecek olsa da...
Yine de söylemeliyim ki, Doll’ün bu gerçekçiliğinin ancak Almanlara özgü bir tutum ve Avrupa coğrafyasına özgü bir kültür olduğunu birilerinin “erken uyarı sistemini” çalıştırarak uyarması gerekiyordu.
Keza, Doll bu topraklara intikal etmeden önce en azından bu ülkede gün görmüş “Herr Daum” dan bir iki lakırdı dinlemesi ve bol bol “aman ha!” uyarılı nasihatlar alması beklenirdi...
Ve kendisine Türkiye coğrafyasında soluk alıp verdiğini ve bu topraklarda siyaset, ekonomi ve daha birçok şeyde olduğu gibi futbolun da evrensel kurallara göre değil, ama “Türkiye’nin koşullarına göre” belirlendiğini öğrenmesi, birilerinin anlatması gerekirdi...
Bu açıklamasıyla, bana kalırsa Thomas Doll, eğer “nereden geldim bu ülkeye ve bu takıma, en iyisi ben bir yol yapayım da bir an önce buradan kurtulayım” duygu ve düşüncesiyle hareket etmiyorsa, başına fena halde bela aldı.Şu anda bir yabancı olmanın ve iyi kötü yarattığı bir markanın rantını yediğini söylemeliyim Doll’ün.
Eğer bu sözler “Türk markalı” bir ağızdan çıksaydı, ya ertesi gün yönetim yolları ayırmıştı ya da kamuoyu önünde yönetimi aleni bir biçimde eleştirdiği için bir güzel kulağı çekilmişti çoktan...
Oysa, “Süper Lig'te ses getiren bir takım kuracağız, şampiyonluğa oynayacağız” sözleriyle geçen sezonun karabasanlı günlerini sona erdiren İlhan Cavcav yönetiminin, bu kadar cüretli biçimde “gerçekliği” gözler önüne seren bir teknik direktörü çoktan kapının önüne koymamışsa, bu ancak Doll’e de Türk futbol yönetimine özgü klasik “Türk misafirperverliğinin” esirgenmediğini gösteriyor...
Thomas Doll, başını fena halde belaya soktu bu sözlerle; çünkü bu sözler Cavcav’ın kara kaplı defterine not edildiği gibi, isimlerini küme düşmeyle eşitleyen takımının futbolcuları da çoktan kellesini almak için hazırlıklara başladı bile...
Türkiye’ye hoş geldiniz bay Doll!
Emin olunuz bu coğrafyadan benzersiz bir futbol deneyimiyle ülkenize döneceksiniz!..
Ama dönüş tarihinizin yıllar mı, yoksa aylar sonra mı olduğu konusunda bir şey söyleyemem...
Ama bu hal ve şartlar altında Türkiye'den ayrılacak yabancı teknik direktörler arasında isminizi ilk sıraya yazdırdığınızı da bilmenizi isterim...
0 yorum:
Yorum Gönder