02 Ağustos 2009

Bu Sercan, Ferrari'yi sollar!..

Süper Lig'te bu yıl bu sahnenin sıkça yaşanması büyük bir olasılık.

Özcan YAZICI

Futbol, temaşa sporu; seyirci olmayınca temaşa da olmuyor...

Ne futbolcu oynamaktan zevk alıyor, ne de tribünlere serpilmiş nadide futbol izleyicisi...


"Direkten dönen" topa ahlanıp vahlanacak, "boş kaleye" yuvarlanamayan topa isyan edecek ve "olmayan bir ofsayta" topluca kızacak bir ses yükselmeyince stattan ne oyuncu kendini oyuna verebiliyor, ne de izleyici...


İşte öyle bir maçtı Bursaspor-Manisaspor karşılaşması...

Süper Lig’in başlamasına bir hafta kala Atatürk Stadı’na çıkan iki takımın futbol mücadelesi bir hazırlık maçı kıvamından çok bir antreman maçı tadındaydı...

Hazırlık maçı adına şekillenmiş maça başlama kadroları, ikinci yarı başlayınca hem Bursaspor hem de Manisaspor açısından tamamen bir antreman maçına dönüştü.

Bursaspor’da Ömer Erdoğan, Tuna Üzümcü ve Ali Tandoğan haricinde tümü ikinci yarıda yerini bir başka oyuncuya bıraktı.


Aynı fotoğraf hemen hemen Mesut Bakkal yönetimindeki Manisaspor için de geçerliydi...

Yine de “karşılaşmada en dikkat çekici yönler nelerdi?” diye soracak olursanız şöyle sıralayabilirim:


1 – SERCAN YILDIZ OLMA YOLUNDA...

Sercan Yıldırım, geçen sezonun üzerine yeni meziyetler eklemeye hazır olduğunu ve “karşıma değil Ferrari, alemi getirseniz de ben bu defansları hallaç pamuğu gibi atmaya hazırım” mesajları verdi.

Sol ve sağ şeritten sinyalsiz geçişleriyle, “Ben Chevrolet Corvette’i boşuna almadım. Hızımla ben bu sene çok sayıda savunmacıyı soyunma odasına gönderirim. Savunmacılar beni ancak formamdan tutabilir” der gibiydi. Eğer son vuruş becerilerini ve ceza sahası etrafında tercihlerinde aklını daha verimli kullanırsa çok gol atarken, ekürilerine de çokça attıracağını hala şüphesi olanlar varsa onlara da gösterdi. Manisa maçında topu soldan getirip Turgay’a yaptığı servis bunun staj çalışması gibiydi...

Burada tek sorun Sercan’ın bu futbol becerisinin icra edileceği alanın hala belli olmaması ve spekülasyon konusu olması. Sercan’ın Süper Lig de mi kalacağı yoksa yaban ellere mi gideceği hala belirsiz...

2 – TURGAY BAHADIR SHIN’İ ZORLAR...

Geçen sezon, Ertuğrul Sağlam’ın 4-4-2 sisteminde kullandığı Sercan-Shin ikilisi bu yıl sık sık bozulabilir. Sercan, “yerimi kimseye kaptırmam” sinyali verdiğine göre, burada önemli olan yanında kimin oynayacağı.

Turgay, hem Avusturya kampında, hem de Bursa’da seyirci karşısına çıktığı ilk karşılaşmada Bursaspor’a boşuna gelmediğini oynadığı tek bir devreyle gösterdi. Hareketli oynuyor, koşuyor, uzun boylu olmasına karşın ayaklarını, bileklerini iyi kullanıyor, dönüşleri hızlı, pas verimliliği iyi, sezgileri güçlü, gol bölgelerini iyi süzüyor...

Genç Shin, Turgay’ın gelmesiyle pabucun artık pahalı olduğunu kavramıştır. Performansını artırmadığı taktirde ilk 11 şansını kaybedebilir.

Bu forvet zenginliği içerisinde genç Tadeu, Halil Zeybek ve Gökhan Güleç’in forma şansının biraz daha zorlaştığını ve bu zorluk içerisinde en zayıf halkanın Gökhan Güleç olduğu ve daraltılacak kadronun en önemli kurbanı olmaya namzet olduğunu söylememiz gerekiyor.

3 – ERGIC ve BATALLA’NIN İLK HAFTALARA YETİŞMESİ ZOR...

Açılış maçında hemen herkes özellikle Hüseyin Cimşir, Zapatocny, Batalla ve Ergic’i merak ederken, az sayıdaki meraklı göz yalnızca Ergic’i, o da ilk 11 şansı zayıf bir kadronun yer aldığı ikinci yarıda izleme şansı bulabildi.

Teksas tribünü maçın hemen öncesinde “Ivan Ergic” tezahüratı yaparken, yardımcı antrenöre “ne yapacağım” diye şaşkınca bakan Sırp oyuncunun bu “ne yapacağım” şaşkınlık hali maç içerisinde de sürdü.

Teksas tribünü önünde taraftarın üçlü çektirmesine şaşkın ve uyumsuzca eşlik eden Ergic’in maç esnasında da arkadaşlarıyla uyumu da aynı şaşkınlık ve uyumsuzluk içerisindeydi.

Batalla’yla birlikte takımın kadrosuna ve hazırlıklarına geç katılan Ergic’in Süper Lig’in ilk maçlarında ilk 11’de yer bulması zor görünüyor.

Kumaşının iyi olduğu hem topla buluştuğu anlardan hem de bugüne kadarki kariyer öyküsünden belli. Yine de Ergic’in de Batalla’nın da zamana ihtiyacı var.
Bu isimleri bir an önce sahada görmek isteyen Bursaspor taraftarı biraz hayal kırıklığına uğrayabilir. Ama sabretmesini bilmeliler...

4 – RAZAMAN SAL, “BEN BU TAKIMDA OYNARIM” DEDİ...

Çevremdeki çoğu futbol ve Bursaspor takipçisinin de benim gibi şaşkın olduğunu söylemeliyim.

Çoğu kişi Batalla, Ergic, Hüseyin, Turgay, Zapotocny üzerinde odaklanmışken, 2. lig B Grubu takımlarından Pendikspor’dan gelen Ramazan Sal, resmen dış kulvardan atak yaparak Bursaspor kamuoyunun gündemine oturdu.

Buna Manisaspor maçını izleme şansına sahip olan 3-5 bin taraftar da tanıklık etti.

Ertuğrul Sağlam, Zapo’nun da gelişiyle stoper bolluğunda Ramazan’ı dün ön libero da kullandı.

Ramazan da şansını tabii...

Top kullanma ve oyuna sokma becerisi, uzun boyu, korner ve yan top ortalarında hava toplarına yükselme becerisi, rakibe yönelik pres anlayışı, kondisyonu ve hepsinden önemlisi de özgüveninin yüksekliği, ön liberoda rekabet içerisinde olacağı arkadaşlarına gözdağı gibiydi.

5 – KEMAL, YENAL VE VELİ’NİN İŞİ ZOR...

Bugünlerde hangi gazeteyi açsanız, hangi Bursaspor yorumcusuna kulak verseniz takımdan gönderilecekler arasında , Gökhan, Kemal, Yenal ve Veli’nin ismini sayıyor...

Malum Gökhan Avusturya kampında sakatlandı. Performans çizgisinin üzerine sakatlığı da eklenince takımdaki geleceği biraz daha belirsizleşti.

Ancak, özellikle Kemal ve Yenal’ın “gönderilecekler” söylentilerine itibar ettikleri ve bu söylentileri boşa çıkarmayacak bir grafik çizdiklerini söylemeliyiz. Sanki bu söylentileri içselleştirmiş ve durumu kabullenmişler. Yaşadıkları stres ve gerginlik oyun içerisindeki her hareketlerinden belli oluyordu.

Bana soracak olursanız, Ergic ve Batalla tranferleri ve Ramazan’ın sürpriz performan grafiğinden sonra Kemal’le yolların ayrılması kesin gibi. Yenal’ın kaderi ise, Mustafa Keçeli’ye alternatif bir transfer gerçekleştirilmesine bağlı. Vederson söylentileri doğru çıkar ve bu transferde hafta içinde gerçekleşirse, Yenal da kendi rüştünü ispat etmek için bir başka takımın yolunu tutabilir.

Yeni bir İbrahim Dağaşan vakası yaratır mı, yorumlamak güç.

6 – IVANKOV SAKATLANIRSA “EYVAH” DENİLECEK...

Geçen yılki kadrodan Yavuz Eraydın’la yollar ayrılınca, gözler yıllardır sıra bekleyen Yavuz Özkan’a çevrildi. Dün İvankov 11’de saha çıktı ve kurtarışlarıyla bu takım için ne kadar gerekli bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi. Ancak, İvankov’un yedeği kim olacak sorucu bana kalırsa hala büyük bir soru işareti. Sürpriz bir kaleci transferi yaşanırsa kimse şaşırmamalı.

Aksi halde İvankov’un sakatlanmaması için her kes dua etmeli...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

blogger templates | Futbol 16