15 Ağustos 2009

Bu Bizans oyunlarını çok gördük…

Özcan YAZICI

Öyle anlaşılıyor ki, kim ne derse desin Sercan Yıldırım’ın transfer “hikayeleri” daha uzunca bir süre bitmeyecek.

Klüp başkanı “satmayacağız” diyor, teknik direktör “hayır satmayacağız” diyor, taraftar satılmasını istemiyor ve futbolcu sözleşme süresini uzatarak kulübe bağlılığını teyit ediyor…

Ama Sercan’ın transfer dedikoduları İstanbul gazetelerinin sayfalarını süslemeyi sürdürüyor…

Galatasaray’ın Elano transferiyle namlı yöneticisi Haldun Üstünel, Küçük Sanayi Sitesi’nde bir restaurantta Sercan’ın babasıyla yemek yemiş…

Sonra ne olmuş; gelsin transfer haberleri…

Şimdi birkaç soru sorup, yolumuza devam edelim:

Üstünel, sözleşmesini daha yeni uzatmış olan ve teknik direktörünün, klüp yönetimin “satmayacağız” dediği daha 3 yıllık sözleşmesi bulunan bir futbolcunun babasıyla niye buluşur?

Dahası sözleşmesini daha bir ay önce uzatmış olan bir futbolcunun babası transfer dedikodularına niye bulaşır?

Bu soruların yanıtını idrak edebilmek için “Bizans oyunları” hakkında tarihsel bilgiye sahip olmanız gerekir…

“Bir yemekten ne çıkar, bu kadar konuşulmaya değmez” diyorsanız, yazıyı buraya kadar okuduğunuz için size teşekkür etmeliyim.

Ama itiraf etmelisiniz ki, bundan sonrasını da okuyacaksınız.

Okuyorsunuz da zaten…

Çünkü bir atasözüne dönüşen “burası Türkiye” deyişinin hakkını verecek kadar işlerin ve hayatın “bir yemek doğallığı ve masumiyetinde” bitmediğini, dönmediğini bilecek kadar Türkiye tecrübesine sahipsiniz…

“Doğal olan” bir transfer görüşmesi yapmaksa, bunu gider usulüne göre yaparsınız…
Tabii, usül deyince “burası Türkiye”ye uygun usüller devreye giriyor, usülünce!...

Deniyor ki, Kenan Yıldırım aynı zamanda oğlu Sercan’ın da Menajeri. Öyle mi değil mi bilmiyoruz. Futbol Federasyonu’nun sitesinde de temsilcisinin kim olduğu gözükmüyor.

Diyelim ki öyle, babası menajeri, iyi de daha birkaç hafta önce sözleşmesini uzattığına göre Sercan, herhalde bunu “menajerinden” habersiz yapmamıştır.

Uzayan sözleşmeyle birlikte Sercan Bursaspor’da 3 yıl daha kalacaksa, baba Yıldırım nasıl bir transfer görüşmesi yapabilir?

Eğer Haldun Üstünel’in babayla görüşme isteği gerçekten Sercan’ı transfer etmekse, herhalde önce bütün ipleri elinde tutan Bursaspor yönetimiyle görüşmesi doğal bir mantık değil mi?

Öyle mi yapmış Üstünel; bilen varsa bizimle de paylaşsın öğrenelim…

Yeni soru ve yanıtlarla devam edelim:

Sercan’ın en büyük taliplisi olduğu sanılan Fenerbahçe’nin “Bizans oyunlarındaki” rakibi Galatasaray, Sercan’ın bu takıma gitmesini istememektedir. Yoksa Üstünel’in amacı transfer yapmak değil de, transfer yapılmasını engellemek midir?

Evet, öyledir; aksi olsaydı, Bursaspor yönetiminin kapısını çalar, klüple anlaşır ve futbolcunun yolunu tutardı. Ancak gördük ki, son vakada “yol” Bursaspor Klübü’ne değil, Küçük Sanayi Sitesi’nde bir restauranta çıktı.

Eğer transferi mümkün değilse – ki öyle olmadığını söyledik zaten - ve Fenerbahçe’ye gitme olasılığı varsa, “yalancı taliplikle” bunun Fenerbahçe’ye maliyetini artırmaktır. Talipmiş gibi hareket edip, rakibi paniğe sokmak ve kasasından çıkacak rakamı büyütmek, bir başka gaye olabilir mi? Gayet mantıklı…

Gerçekleşme olasılığı olmasa bile, “üç vakte kadar” Galatasaray’a transfer teklifinde (vaadinde) bulunup, bu yönde uçuk kaçık transfer fiyatları zikredip, baba üzerinden futbolcunun bilinç altına yerleşmek. Alıp kendin oynatamıyorsan, almadan da kendine karşı da oynatmayabilirsin.

Ya da Üstünel, gerçekten de Sercan’ı Galatasaray’a transfer etmek için samimidir ve bunun için “yol yordam” önermiştir. Bunun için futbolcuya iştah kabartacak bir “rakam” telaffuz etmek yeterli olabilir, mi acaba?

Bilemem…

Bol sıfırlı rakamları görünce, dar günlerde geçen hayatın ardından insan dimağının nasıl refleks üretebileceğine ilişkin futbol tarihine düşülmüş çok not var…

Ben yine de kimseye ithamda bulunmak istemem…

“Yol yordam” konusunu da sormayın, hayal gücünüzü kullanın…

Şimdi, “alt tarafı bir yemek, ne çok spekülasyon ürettin, ne var bunda, yemek yemişler işte” diyerek ısrar etmeyin!..

Gidin bir sorun, eğer yemeğin parasını baba Yıldırım ödemişse bu söylediklerinizin önünde saygıyla eğilirim; naçizane bir nezaket örneği ve misafirperverlik vuku bulmuş derim…

Ama daha Bursaspor’la 3 yıllık sözleşmesi olan bir futbolcunun babasının “iş bitiriciliğiyle” nam salan bir İstanbul takımının yöneticisiyle yediği yemeğin faturasını o yönetici ödemişse...

Bundan sonrası size kalmış…

Artık ne dememi bekliyorsunuz…

Yazının başına dönebilirsiniz…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

blogger templates | Futbol 16