Özcan YAZICI
Bursaspor, mevcut stadının yerinde 35-40 bin kişilik yeni bir stat inşaa etmenin uğraşını veriyor bugünlerde. Maliyeti ise tam olarak belli değil.
Yeni, modern bir stat Bursa kentine, Bursaspor’a, taraftara çağ atlatacağı kesin. Daha insani, daha keyifli bir ortamda maçların oynanacağı ve izleneceği bir gerçek.
Bursa’yı saran yeni stat heyecanı Türkiye’nin, hatta dünyanın başka kentlerinde de yaşanıyor.
Örneğin bugün bazı gazetelerde Barcelona'nın 150 bin kişilik, üstelik deniz üzerine yeni bir stat projesini hayata geçirmeye hazırlandığını okudum. Maliyetini duyunca dudağım uçukladı: 1 milyar euro!...
Real Madrid, tek bir futbolcuya, Ronaldo’ya 90 milyon euro’nun üzerinde bir bonservis bedeli ödeyerek transfer ediyor, Chelsea çılgın paralarsa transfer yapıyor, Manchester City yine büyük paralarla Adaboyor, Tevez gibi önemli isimlere imza attırıyor. İnter ve Barcelona, E’too ve İbrahimoviç’i bol sıfırlı rakamlar karşılığında transfer masasına yatırıyor.
Yayıncı kuruluşlar sisteme büyük fonlar aktarıyor ve daha da önemlisi Real Madrid, Barcelona, Liverpol, Milan, Manchester United gibi takımlar artık ülke sınırlarını da aşarak küresel takımlar haline dönüşüyor.
Ben çevremde Turkcell Süper Lig maçlarını bir kenara bırakıp, Digitürk, D-Smart, NTV Spor, TV8, Kanal 24 Gibi TV’den İngiltere, Almanya, İspanya, Arjantin, Brezilya, hatta Portekiz, Fransa ligi maçlarını izleyen kişiler tanıyorum.
Haliyle Barcelona’ya gidip, Barcelona’nın bir maçını izlemeden gelmek artık ayıp karşılanıyor. Manchester United, ülke dışı seferlere çıkıyor ve fanatiklerin izdihamlarıyla oynayacakları maçtan çok şovlarla kameralara yansıyor.
Satılan formalar ve klüp logolu ürünlerden gelen paralar ise cabası...
Bursa'ya yapılması planlanan yeni stat projesi...
Özellikle transferlerde devasa rakamların dönmesi UEFA Başkanı Platini’yi bile çileden çıkarıyor. Bir futbolcuya 90 milyon euro bonservis bedeli ödenebiliyor.
İnsan “bu kadar paraya kaç ticari işletme kurulur ve kaç kişi istihdam edilir acaba?” diye kendi kendine sormadan edemiyor.
1 milyar euro’ya eğer bir stat yapıyorsanız, yine insan “bu kadar paraya birkaç otomobil fabrikası kurulur ve binlerce insan da buralarda çalışır” diye düşünüyor.
Oysa bugünlerde ABD’de ve Avrupa’da otomobil fabrikaları kriz nedeniyle satış yapamıyor ve kapılarına birer birer kilit vuruyor, insanlar işlerini kaybediyor.
Real Madrid, Bercelona, Menchester United, Chelsea, Milan, İnter gibi takımlar ise birer ticari işletmeye dönüşerek, futbolu çoktan yeşil sahaların çok ötesine taşıyorlar ve küresel markalar yaratıyorlar.
Platini “çıldırıyor” ama, işletme yöneticisine dönüşen klüp yöneticileri birer “çılgın” olamaz!..
Futbol markaları yeni çağın, yeni fabrikalarına dönüşüyor. Otomobil üreten fabrikalar kapanıyor, futbol oyunu ise sürekli büyüyor. Yalnızca sahaya çıkan 11’ler değil, ama yeşil çimler üzerinde top koşturan bu insanların etrafında dönen birçok sektöre iş ve hizmet üreten binlerce kişi de bu oyundan ekmek kazanmaya başlıyor.
1 milyar euro’ya bir stat yapıyorsanız, bu bir “projenin” parçası; bunu kat be kat aşan bir geliri hedefliyorsunuz demektir.
Eğer, Real Madrid, Ronaldo’ya 90 milyon euro ödüyorsa, bu para, gerçekten bu futbolcunun değeri olduğu için değil, ama bu kadar para ödenerek, bu futbolcu etrafında yaratılan bir küresel marka çalışmasıdır. Yalnızca bir hafta içerisinde dünya medyasında “Real Madrid Ronaldo’ya tam 90 milyon euro ödedi” haberleri, bu futbolcuya ödenen paranın önemli bir kısmını karşılayacak bir reklam harcamasına değer de oldu.
Bana kalırsa 90 milyon euro nominal (geçerli) bir maliyet, oysa reel (gerçek) maliyet çok daha düşük.
Futbol bir oyun. Futbol topunun peşinde koşan oyuncular bu oyunun görsel birer parçası.
Ama artık gerçek oyun, sahanın dışında oynanıyor. Logolu ürünleriyle, bilgisayar oyunlarıyla, kredi kartlarıyla, alışveriş merkezleriyle, bahis oyunları, internet, iletişim ve TV yayınlarıyla hemen her sektörün parçası haline geldi, futbol denen bu oyun...
Sözü şuraya getirmeye çalışıyorum. Bursaspor, 35-40 bin kişilik yeni, modern bir statla bir adım ileri adım atmaya çalışırken, yetişmeye çalıştığı özellikle Avrupa’da birçok klüp ise bulundukları yerden birkaç adım daha ileri adım atıyor.
Futbol, yalnızca futbol takımına ve futbolculara bırakılamayacak bir hal alıyor. Kentler ve takımlar ekonomik ve temsil ettikleri değerlerle birer markaya, imaja dönüşüyor. Bu marka değeri turizmden, ulaşıma, tekstilden, finansa çok sayıda sektörün de büyümesine etki ediyor.
Futbol, ekonomisi, kültürü, siyaseti ve şovlarıyla yer kürede yeni rüzgarlar yaratırken, yeni statlar birer mabede dönüşüyor ve maçlar ise yalnızca birer ritüel...
Dernekler Yasası’yla klüp yöneten takım yöneticileri ve kent insanları bunların ne derece farkında merak ediyorum. En azından Bursa’da yeni bir stat inşaatına girişilmiş olması bir şeylerin değişmeye başladığının işareti.
Ama nihayetinde sormamız gereken soru şu:
Bugün itibariyle Bursa ve Bursaspor’un marka değeri ne?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder