
Çocukluğumdan beri futbola meraklı oldum; heyecanla maçları izledim. Hafta sonlarını iple çeker ve kulaklarımızı dayadığımız radyodan yankılanan TRT spikerinin “şimdi mikrofanlarımız Bursa Atatürk Standı’nda ya da şimdi Adana Kamil Ocak Stadı’na bağlanıyoruz” anonslarını büyük bir heyecanla dinler, Necati Karakaya’nın keyifle anlattığı dömivole gollerini zihnimizde canlandırarak o anları yaşamaya çalışırdık.
Şimdi o günleri anımsıyorum da, kendimi 40 yaşında değil de, 80 yaşında gibi hissediyorum.
Hani bir yaşlılık hissi olarak değil de, insan şöyle düşününce radyodan maçları dinleyeceğiz diye kendimizi paralarken ve bir şekilde pilli bir radyo peşinde koşarken, şimdi yaşadığımız bugünlere bir bakın...
Radyo günlerinin bir başka vazgeçilmezi de, gazetelerin arka sayfalarıydı kuşkusuz. Spor sayfaları diyeceğim ama, ne o günlerde ne bugün yaygın gazetelerin spor sayfaları sporun bütününü kapsadı. O gün de futbolla yatılıp kalkılıyordu, bugün de...
Bu sürede değişmeyen başka şeyler de var; o günlerde de anlı şanlı basınımız Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’la yatıp kalkıyordu, bugün de...
Şampiyonluk rüzgarlarının güçlü estiği günlerde Trabzon da bir nebze İstanbul surlarını yıkıp içeri girebilmişti. Ama o günler de çok gerilerde kaldı ve rüzgarlar dinince, basının sayfaları Trabzon’a bir meltem havasında açılmaya başladı.
Bu Trabzonspor’un kabahati değil kuşkusuz... Bu bir kültür, bir sistem ve İstanbul surlarının dışına çıkınca istisnasız her kent ve takım bu surlara çarpıp kalıyor.
Neyse ki, radyo günlerine, gazete spor sayfalarına, TV’lerin akşamki spor bültenlerine ve yayıncı kuruluşların inisiyatifine terk edildiğimiz günler artık geride kalmaya başladı.
Şu internete bayılıyorum doğrusu!...
Yepyeni kapılar açıyor hepimize...
Sizi bilmem ama, ben iyice bunalmıştım ve emin olun çok satan yaygın gazetelerin spor sayfalarını ve spor yazarlarının çok büyük bir bölümünü epeydir okumuyorum.
Oysa bugünlerde heyecanım artmış vaziyette. Nedeni de çok basit; artık bu gazete ve sayfalarına taşıdıkları yorumcularına mahkum değilim...
Şu blog sistemini kim geliştirdiyse hep birlikte dua etmeliyiz. Bizi dar bir dünyadan kurtardı ve yepyeni pencereler açtı. Çoğu kendi işinde gücünde olan ve gündelik yaşamında kendi işleriyle yaşamlarını sürdüren bir çok amatör ya da profesyonel insanın yazdığı blogları okuyarak, harika zaman geçiriyorum ve yepyeni bilgiler ediniyorum.
Hergün yenisini keşfettiğim futbol blogları da bugün geleneksel gazetelerde okuyamayacağım (ne acı değil mi; oysa onların esas işi iyi haberler ve içerikler üretmek) çok güzel yazılarla dolu. İyi ki varsınız ve umarım futbol üzerine yazan bu blogların sayısı artar...
Manisaspor, Ankaragücü, Gençlerbirliği, Diyarbakırspor, Adanaspor, Eskişehirspor ve daha birçok Anadolu klübü hakkında özgün yazılar yazan ve bilgiler veren bloglarla buluşmayı heyecanla bekliyorum...
Bana kalırsa, yurttaş gazeteciliği olarak da adlandırılan bu bloggerlar (blog yazarları) geleneksel gazeteleri de değişime zorlayacak; daha gerçekçi, daha özgür ve okuyucu (kullanıcı) beklentilerine daha duyarlı bir yapıya kavuşmalarını sağlayacak.
Türk insanı, Türk futbol severi de kendini ve kültürünü geliştiriyor. Bilgi altyapısını, iletişimini artırdıkça yeni bir futbol kültürü oluşuyor. Bu kültür de ağırlıklı olarak skorboard’a bağlı kalmıyor ve bir “keyif alma” kültürüne dönüşüyor.
“Futbol16.blogspot.com” adresi altında yazacağım bu blogta eğer bu yeni kültürün oluşmasına ufak bir katkımız olursa ne mutlu!..
Bu blog da, benim zihin ve gönül penceremden görünenleri aksettirmek için huzurlarınıza çıkmış bulunuyor. Umarım, benim büyük bir keyif alarak okuduğum ve bilgilendiğim bloglar gibi, yolu bu bloga düşmüş okuyuculara da az da olsa bir keyif verir...
Bu blog yazarının gönül verdiği takım Bursaspor olduğu için ağırlıklı olarak Bursaspor üzerine yorumlar, gözlemler okuyacaksınız. Görebildiğim kadarıyla şu an itibariyle Bursaspor üzerine ya da Bursaspor’la ilgili düzenli blog yazan fazla bir blog da yok.
Umarım bu açıdan da Bursa içinden ya da dışından okuyuculara farklı bir bakış açısı ve kaynak olur bu blog...
Eğer, bu blog yazılarını beğenirseniz, kuşkusuz yorumlarınızla katkıda bulunmanız da bu naçizane kulunuzu fazlasıyla mesut edecek olmasından dolayı teşekkürlerimi kabul buyurunuz efendim...
Bakarsınız sürpriz isimler de bu blog da yazmaya başlar; kim bilir, hayat sürprizler ve yeniliklerle dolu!..
Hadi bakalım hepimize kolay gelsin!...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder