20 Temmuz 2009

Antreman maçına hak ettiği muamele yapılmalı

Özcan YAZICI

Turkcell Süper Lig karşılaşmaları malum 9 Ağustos itibariyle başlayacak. Klüpler hazırlıklarını tüm hızıyla sürdürüyor. Takımların çoğu hazırlık dönemini yarılamış vaziyette.


İletişim ve haber kanallarının çeşitlenmesiyle taraftarlar ya da okurlar, takımlarda ne olup bittiğini neredeyse saat saat takip ediyor.

Kuşkusuz, bundan en çok yararlanan da taraftarlar; takımlarıyla ilgili tüm gelişmeleri anında izleyebiliyorlar.

İnternet bu anlamda en büyük velinimet...

Klüplerin resmi siteleri, klüp televizyonları, taraftar siteleri, forumlar, sayıları sürekli artan spor siteleri, GSM şirketlerinin özel hizmetleri ve daha birçok araç ve hizmet takımların içinde ne olup bittiğini anında yansıtıyor...

Hatta birçok takımın hazırlık maçları da (aslında bunlara antreman maçları demek daha doğru) farklı televizyonlardan canlı yayınlanıyor.

Bu yayınlar taraftarların takımlarını izlemesine olanak tanıdığı için güzel tabii de, taraftarlık duygusuyla ve yüksek beklentiyle televizyonun başına oturan taraftarlarca ne derece bilinçli izleniyor?

Bursaspor’un Avusturya’da sürdürdüğü hazırlıklar kapsamında oynadığı hazırlık maçlarını Bursaspor TV ve Olay TV’den izliyorum. Haliyle bir hazırlık maçı söz konusu; yani sık sık oyuncu değişiyor, oyun sistemleri, oyun kurguları deneniyor.
Üstelik transferler, görüşmeler de devam ediyor. Örneğin, Bursaspor’da Hüseyin Cimşir takımla biraraya geleli daha bir hafta oldu; Batalla ve Ivan Ergic de daha üçbeş gündür takımla çalışıyor.

Bunun yanında, takımın Sercan Yıldırım, Serdar Aziz, Eren Albayrak gibi önemli bazı isimleri de Milli Takım’da...

Bir de ağır geçen antremanların üzerine otel sahalarında oynanan maçların futbolcular üzerinde yarattığı motivasyonsuzluğu da eklediğinizde, takımının sıkı bir maçını izlemek için ekran başına oturan taraftarların karşısına tatsız tuzsuz maçlar çıkıyor.

Sonuçta, ne kadar oturmuş kadrolarla sezona hazırlansa da takımlar yeni birkaç transfer ya da yeni taktik arayışlar üzerine denemeler yapıyor, eksikliklerini tespit etmeye çalışıyorlar.

Oysa, iletişim kanallarının bu derece yaygınlaşmasıyla hazırlık döneminin mahremiyeti de ortadan kalkmış vaziyette. Eskiden yalnızca yönetim ve teknik kadronun ve yazılı basının temsilcilerinin izlediği bu dönemler de artık herkesin gözleri önünde.

Medyadaki bazı yorumları okuyorum da, takımdan gidecek kalacak isimler bile zikrediliyor. Daha doğru dürüst antreman yapmamış ve fiziksel olarak hazır olmayan Batalla için bile “niye oynamıyor?” diye serzenişte bulunuluyor. Oysa takıma yeni katılan ya da tatilden yeni dönen futbolcuların hem fiziksel, hem zihnen hem de ruhen takıma oturması zaman istiyor...

TV’nin başına oturmuş bir taraftar ise, oyuncusundan ve futbolcusundan o an için bile yüksek performans ve galibiyet bekliyor...

Bakıyorum bu konuda taraftarı aydınlatması ve bilgilendirmesi gereken medya temsilcileri bile kendilerini kaptırmışlar, yüksek tansiyonlu yorumlar yapıyorlar.
Antreman havasında maç aktarmak yerine, yüksek tansiyonla maç yorumu yapınca ister istemez taraftar da bundan etkileniyor...

Televizyondan antreman havasında da maç izlerken keyif alınabilir; ama o hava ve seviyede aksettirilirse...

Örneğin, antreman maçında maçı ciddi bir havada yorumlamak yerine, futbolcuların hazırlıklar boyunca çizdikleri form grafiklerini ve önceki yıllardaki maç performanslarını, istatistiklerini analiz ederek ve benzeri konularda sohbet ederek de TV’de sunum yapılıp, gazetede yorum yazıları yazılabilir...

Eminim, taraftar da bunları ilgiyle izleyecek, okuyacaktır ve hatta izleyicilerin ilgisini çekecek ve keyif alacaklardır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

blogger templates | Futbol 16